İçeriğe geç

Sosyal Medya Kullanırken Hem Bağlantıda Hem Yalnız Hissetmek

    Psk. Feza H. Kavukçu 

    İçinde bulunduğumuz zaman diliminde, sosyal medyayı kullanırken her ne kadar çevremizle veya tanımadığımız kişilerle bağlantıda olsak, topluluklara dahil olsak da, içten içe perçinleşen güçlü bir yalnızlık hissi tüm bunların beraberinde gelişiyor. Bir gruba, bir yere ait hissetmek ve gerçek bağlar kurmak, insani ihtiyaçlarımızdan biri. Belki de bu sebepten nostaljiye yoğun bir özlem duyuluyor; çünkü insanın kendini güvende hissettiği zamanları, yerleri özlemesi son derece doğal.

    Peki, bu yalnızlık hissi bir sebep mi, yoksa bir sonuç mu?

    Yalnızlık → sosyal medya → daha fazla yalnızlık → daha fazla sosyal medya…

    Bu döngüde yalnızlık duygusu hem sürekli tetiklenen itici bir güç, yani bir sebep, hem de bu sürecin sonucu olabilir.

    Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 143 lisans öğrencisi rastgele olarak iki gruba ayrılmış: Bir grup Facebook, Instagram ve Snapchat kullanımını platform başına günde 10 dakikayla sınırlandırırken; diğer grup üç hafta boyunca sosyal medyayı her zamanki gibi kullanmaya devam etmiş. Sınırlı kullanım grubunda, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında üç hafta sonunda yalnızlık ve depresyonda anlamlı bir azalma gözlemlenmiş. Her iki grubun da anksiyete düzeylerinde ve “bir şeyleri kaçırma korkusu”nda (FOMO) önemli ölçüde düşüş olduğu belirlenmiş (Hunt ve diğerleri, 2018). Bu bize sosyal medya kullanımını sınırlandırdığımızda bile farkın ne derece olduğunu gösteriyor.

    Belki bu sonuçlar, sosyal medyayı kullanırken zaten fark ettiğimiz veya içten içe hissettiğimiz bir durumu bilimsel olarak teyit ediyor.

    Benzer şekilde, 2021 yılında 252 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışmada da, sosyal medya bağımlılığının yalnızlık duygusunu artırdığı tespit edilmiştir (Bayrakçı O., Kurt P., 2021).

    Peki bu durumdan kendimizi korumak için eyleme geçiyor muyuz?
    Psikolojik sağlamlığımızı korumak adına neler yapıyoruz?

    Bir önceki yazıda bahsedilen ‘yavaşlamak’, tam da böyle zamanlarda devreye giriyor. O yalnızlık hissinin pekiştiği “keşfet” ve “kaydırma” döngüsünden, yavaşlayarak ve durarak çıkmak mümkün. Mindfulness (bilinçli farkındalık) pratiklerinde vurgulanan “şimdi ve burada”ya kendimizi çapalamak, bugünde ve şimdiki anda anlam bulmaya olanak sağlar.

    Öte yandan, “maymun zihin” daima ya geçmişe özlem duyar ya da geleceğin belirsizliği içinde kaybolur. Bu da sosyal medyada daha fazla yalnızlaşmaya yol açabilir. Böyle bir zihin, gerçek anlam ve aidiyet duygusunu bulmakta zorlanacaktır.

    Elbette sosyal medya üzerinden de dayanışmaların sağlandığı, farkındalıkların oluştuğu, bilinçlenme çalışmalarının yapıldığı ve hatta eyleme dönüştürüldüğü yadsınamaz. Ancak, yüz yüze kurulan gerçek ilişkilerin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını hatırlamak önemlidir.

    Eğer sosyal karşılaştırmalar yapmadan duramıyor ve zaman zaman “Ben neden bu kadar yalnız hissediyorum?” diye düşünüyorsan, o noktada içinde bulunduğun döngüyü fark etmek ve sorgulamak faydalı olabilir.

    Yapılan pek çok araştırmada da keşfedildiği gibi ve aynı zamanda mindfulness öğretisinin temelinde olan; olumlu kök inançlarımızı ve ruh halimizi güçlendirmenin bir yolu da hayatımıza daha fazla minnettarlık katmaktır. Basit ama derin bir pratik.

    Kaynaklar

    Hunt, M. G., Marx, R., Lipson, C., & Young, J. (2018). No more FOMO: Limiting social media decreases loneliness anddepression. Journal of Social and Clinical Psychology,37(10), 751–768.

    Kurt, P., & Bayrakcı, O. Sosyal medya bağımlılığı ve yalnızlık: üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma. In 7 th International Management and Social Research Conference Mayıs 2021 (pp. 19-21).