İçeriğe geç

Olumlu Düşünme, Kontrol Algısı ve Psikolojik Dayanıklılık Üzerine

    Psk. Feza H. Kavukçu

    İnsan her durumda olumlu düşünebilir mi? Her zor olayda mutlaka “olumlama” yapabilir mi? Kişi bunu kendine zorla dayattığında, yaşaması ve yüzleşmesi gereken duyguları dışlamaya başlar. Bu durum zamanla psikolojik bütünlüğü zedeleyebilir; çünkü birey yalnızca “istenen” duygulara alan açıp, diğerlerini bastırdığında içsel bir bölünme yaşar. Bastırılan duygular ortadan kaybolmaz, yalnızca farklı biçimlerde geri döner. 

    Olumlu düşünmesine rağmen hayat yolunda gitmediğinde ise kişi bu kez kendini suçlama eğilimine girebilir. Burada kritik bir nokta gözden kaçırılır: Hayatta hem kontrolümüz dahilinde olan hem de olmayan pek çok etken vardır. Tüm sorumluluğu bireyin düşüncelerine yüklemek, kontrol algısının gerçekçi olmayan bir biçimde içselleştirilmesine yol açabilir. Bu da paradoksal olarak kişiyi daha pasif bir konuma sürükler; çünkü birey, hareket edebileceği alanları fark etmek yerine ya kendini suçlar ya da tamamen geri çekilir. Sonuç olarak psikolojik dayanıklılık zayıflar.

    Öte yandan, son yıllarda yapılan çalışmalar zihinsel imgelemenin önemini de ortaya koymaktadır. Dabas, Bruckner ve Schultz’un (2024) çalışması, beynin hayali deneyimleri gerçek deneyimlere benzer biçimde işleyebildiğini ve bu süreçte içsel bir prediction errormekanizmasının devreye girdiğini göstermektedir. Yani beyin hayal ettiği, beklentiye girdiği durumlarla beynin ödül merkezi aktive olabiliyor. Yani zihinde canlandırılan deneyimler beyinde değişikliğe yol açıp yeni olasılıkların da önünü açarak bir nevi güncelleme yapabiliyor. Bu bulgular, olumlu düşünmenin ve imgelemenin tamamen işlevsiz olmadığını; ancak davranıştan kopuk olursa sınırlı kaldığını düşündürmektedir.

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolünde de düşüncelerimizle çalışırız. Amaç, her koşulda olumlu düşünmek değil; olumsuz otomatik düşüncelerin yerine daha esnek, yargısız ve gerçekçi düşünceler koyabilmektir. Bu dönüşüm, kişinin bakış açısını genişletir, zihinsel yükünü azaltır ve kendini sabote eden içsel diyalogları fark etmesini sağlar. Böylece birey, yapabileceklerini daha net görebilir.

    Son dönemde popülerleşen vision board uygulamaları üzerine yapılan bir çalışmada da (Kharbanda, 2025), bu tür görselleştirme pratiklerinin özellikle umut duygusunu artırdığıgörülmektedir. Umut, psikolojik olarak regülatif ve iyileştirici bir işleve sahiptir. Vision board’lar, hedef belirleme ve bir yol haritası çizme açısından değerli olabilir. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: Hedefler, kişinin mevcut koşulları, becerileri ve içinde bulunduğu bağlam göz önünde bulundurulmadan belirlendiğinde, gerçekleşmediği noktada hayal kırıklığı kaçınılmaz olur.

    Bu durumda sorulması gereken soru şudur: Sorumluluk neye, kime aittir? Eğer tüm kontrolün olumlu düşünce ve imgelemede olduğu varsayılırsa, başarısızlık durumunda kişi kendini suçlayabilir. Alternatif olarak, sorumluluk tamamen “evren” gibi soyut bir kavrama yüklenebilir. Her iki yaklaşım da bireyin kendi iradesiyle kurduğu ilişkiyi zedeler. Kimi zaman bu durum, “evren beni desteklemiyor” ya da “yeterince iyi düşünemedim” gibi inançlarla kişinin umut duygusunun hızla çökmesine yol açar. Bu noktada umut, besleyici olmaktan çıkıp içi boş ve kırılgan bir yapıya dönüşür.

    Şunu da eklemek de fayda var nihayetinde; hedeflerimiz, hayallerimiz ve beklentilerimiz yalnızca bireysel çabalarla şekillenmez. İçinde yaşadığımız toplumsal, ekonomik ve kültürel bağlam da umut düzeyimizi ve ruh halimizi etkiler. Sosyal ve ekonomik krizler, belirsizlikler ve kolektif travmalar bireysel psikolojiden bağımsız değildir. Bu nedenle hedef belirlerken ve kendimizi değerlendirirken, kontrolümüz dışında olan faktörleri göz ardı etmemek psikolojik açıdan daha gerçekçi ve koruyucudur.

    Sonuç olarak, olumlu düşünme ve imgeleme ne tamamen sihirli ne de tamamen anlamsızdır. Asıl mesele, tüm bunları dengede ve farkında tutabilmekle ilgili olabilir.

    Kaynakça

    Dabas, A., Bruckner, R., & Schultz, H. (2024). Learning from imagined experiences via an endogenous prediction error. Journal of Neuroscience and Behavioral Learning, 38(2), 145–159.

    Kharbanda, K. (2025). Exploring the relationship between optimism and hope amongindividuals using vision boards. International Journal of Interdisciplinary Approaches in Psychology, 3(3), 295–306.