İçeriğe geç

Kaybolduğunda Yol İçeride Başlar: Zor Zamanlar İçin İçsel Bir Harita

    Psk. Feza H. Kavukçu

    Hem bireysel hayatlarımızda hem de toplumsal olarak zaman zaman zor ve stresli dönemlerden geçebiliyoruz. Bazen bu dönemler kısa sürerken, bazen de hiç geçmeyecekmiş gibi hissettirebiliyor.

    Böyle zamanlarda her birey farklı tepkiler verir ve farklı başa çıkma yöntemleri kullanır. Ancak öyle anlar olur ki, kullandığımız baş etme yolları da işlevini yitirebilir. Çünkü kaygı, belirsizlik ve çaresizlik gibi duygular yoğunlaşır; bu da kendimize yardımcı olmayı zorlaştırır.

    Tam da böyle anlarda, elimizin altında bize yol gösterecek kendimize dair bir rehberin veya haritanın olması hayatı biraz daha kolaylaştırabilir. Karşılaştığımız zorluklarda “Şu an ne yaparsam bana iyi gelir?” sorusunun cevabı o rehberde yazıyor olsa, o stresli süreci belki daha sağlıklı bir şekilde atlatabiliriz.

    Terapide de aslında tam olarak bu haritayı oluşturmakiçin çalışırız. Danışanın içinde zaten var olan bu ‘içsel harita’ya ulaşmasına ve özellikle zor zamanlarda onu kullanmasına destek oluruz.

    İçsel kaynaklarımı nasıl tanıyabilirim?

    Hayatın içinde zaman zaman zorlayıcı dönemlerden geçiyoruz. Bu anlarda kendimize nasıl yardımcı olacağımızı bilmek, içsel kaynaklarımızla temas kurmak iyileştirici bir ilk adım olabilir. Kendine iyi gelen şeyleri bilmek, seni tekrar dengeye getirebilir. Zor zamanlar geldiğinde neler yapabileceğini, nasıl kendini destekleyebileceğini, psikolojik dayanıklılığını nasıl sağlayacağını hatırlamana yardımcı olur.

    Bazen başa çıkamadığımızı düşündüğümüz stresli anlarda beynimizin bile kendini yeniden şekillendirme kapasitesi (nöroplastisite) olduğunu bilmek umut verici. Charney ve Southwick’in araştırmaları (2015), dayanıklılığın doğuştan gelmediğini; deneyim, tekrar ve içsel çalışma yoluyla öğrenilebildiğini gösteriyor. Yani Charney ve Southwick’e göre psikolojik dayanıklılık (resilience), öğrenilebilir ve geliştirilebilir.

    Aşağıda yer alan başlıkları okurken biraz durup düşünmeyi, hatta isterseniz her soruyu yanıtlamayı deneyebilirsiniz. Böylece harita yavaş yavaş şekillenebilir.

    Şu Anda Ne Hissediyorsun?
    Hissettiğin duyguyu tek bir kelimeyle tanımlayabilir misin?

    Duyguları çoğu zaman sadece “yaşarız”, onları adlandırmayı düşünmeyiz. Oysa duyguyu tanımlamak, onu anlamlandırmak için önemli bir adım olabilir. Kırgınlık, pişmanlık, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı, suçluluk, çaresizlik, neşe, huzur… Bunlardan biri mi? Belki birkaçı bir arada?

    Bu duyguyu isimlendirmek, yaşadığımızı daha görünür ve tanıdık hale getirir.

    Seni Ne Zorluyor?
    Yaşadığın stres verici durumu nasıl tanımlarsın?

    Belki belirgin bir olay yoktur ama yine de bir şey seni içten içe zorluyordur. Bunu düşünmek, adlandırmak ve istersen yüksek sesle ifade etmek bile rahatlatıcı olabilir.

    Kontrol Edebileceğin ve Edemeyeceğin Şeyler Neler?
    Bu durumu değerlendirirken şunları sormayı dene:
    • Bu olayda benim kontrolümde olan şeyler neler?
    • Hangi unsurlar benim dışımda gelişiyor?

    Olaylar yalnızca bizim seçimlerimizle değil; içinde bulunduğumuz toplum, aile, ilişkiler ve çevremiz tarafından da şekillenir. Ancak yine de düşüncelerimiz, duygularımız ve vereceğimiz tepkiler bizim kontrolümüzde.

    Kontrolünde olanlara odaklan:
    “Neden hep bunlar benim başıma geliyor?” gibi düşünceler, çaresizlik hissini artırabilir. Oysa olayları yorumlama biçimimiz ve nasıl aksiyon alacağımız tamamen bize aittir. Bu da bize güç kazandırır.

    Kontrolünde olmayanları ayırt et:
    Bazı durumlar dış etkenlerden kaynaklanır. Travmalar, doğal afetler, toplumsal olaylar gibi… Bunlar karşısında bireysel alanımız sınırlı olabilir. Ancak yine de yapabileceklerimiz var:

    • Destek almak
    • Dayanışma ağlarına katılmak
    • Bilinçlenmek
    • Kendimizi korumak

    Şu Anda Neye İhtiyacın Var?
    Zor zamanlarda bu soruyu kendimize sormak çok kıymetlidir. Bazen küçük şeyler bile iyi gelir. Şöyle bir düşün:

    • Sana iyi gelen neler var?
    • Neler seni rahatlatıyor?

    Belki yürümek, yazmak, kitap okumak, müzik dinlemek, biriyle yada kendi başına kahve içmek, suyla temas etmek, sessizce oturmak, bitkilerle ilgilenmek, bir arkadaşla konuşmak, yemek yapmak, çizmek, paylaşmak ya da kendinle kalmak ve belki eyleme geçmek.

    Zorlayıcı zamanlar kaçınılmazdır ama bu dönemlerde hissettiklerimizi tanımak, ihtiyaçlarımızı fark etmek ve kontrol alanımızı değerlendirmek, içsel gücümüzle yeniden temas kurmanın kapısını aralayabilir.

    Kaynak
    Charney, D. S., & Southwick, S. M. (2015, May 21). Thescience of bouncing backTimehttps://time.com/3892044/the-science-of-bouncing-back/