Kln. Psk. İrem Özden
Bazen müzik listelerinin arasında dolaşırken çok uzun zamandır dinlemediğin bir parçaya denk gelirsin ve bir anlığına geçmişe gidip geri dönersin. Bir melodi duyduğunda kalbinin ritmi değişir. Bazen gözlerin buğulanır, bazen de yerinde duramazsın. Tanıdık geliyor mu? Peki, birkaç nota nasıl oluyor da bu kadar derin duygular uyandırabiliyor? Nasıl oluyor da farklı anılara yolculuk yapıyoruz?
Nörobilim bize, müziğin beynimizde çok sayıda bölgeyi aynı anda harekete geçirdiğini söylüyor. Örneğin, limbik sistemimiz (özellikle amigdala ve hipokampüs) müzikal deneyimleri duygusal belleğimizle ilişkilendirir. Bu yüzden çocukken duyduğumuz bir şarkı, yıllar sonra bile bizi bir anda geçmişin kokusuna ve hissine taşıyabilir (Blood & Zatorre, 2001).
Müzik dinlerken bedenimizde dopamin salgılar; dopomin, ödül ve hazla ilişkili bir nörotransmitterdir (Salimpoor et al., 2011). İlginç bir şekilde, bu etki sadece şarkının en sevdiğimiz kısmında değil, bekleme anlarında da artar. Tıpkı bir hikâyenin doruk noktasına yaklaşırken hissedilen heyecan gibi, müzikteki iniş çıkışlar da duygusal gerilimi yönetir.Ancak her bireyin müzikten aldığı duygusal karşılık aynı değildir. Kültürel bağlam, kişisel anılar, hatta gün içindeki duygu durumumuz algımızı şekillendirir. Örneğin Batı müziğinde minör tonlar genellikle hüzünle ilişkilendirilirken, bazı kültürlerde bu tonlar rahatlama veya dinginlik çağrıştırabilir (Balkwill & Thompson, 1999). Bu da bize algının ve deneyimin biricikliğini tekrar hatırlatır.
Müziğin terapötik gücü de bilimsel olarak desteklenmektedir. Müzik terapisi; anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlarda duygusal düzenlemeyi kolaylaştırabilir (Bradt & Dileo, 2014). Bunun nedeni, müziğin hem duygusal ifade hem de duygusal düzenleme aracı olarak işlev görmesidir. Üstelik müzik, yalnızca duyguları ifade etmez; onları dönüştürür de. Araştırmalar, modumuza uygun olan bir müzik seçmenin (örneğin üzgünken hüzünlü bir parça) paradoksal biçimde rahatlatıcı olabileceğini göstermektedir (Taruffi & Koelsch, 2014). Müzik bazen duygularımızı yadsımadan ona eşlik eden bir dış ses gibidir. Duygusal aynalanma sağlar ve bu aynalanma, terapötik bir etki yaratabilir. Bazı araştırmalar ise müzik dinlemenin yalnızlık hissini azalttığını, bireylerin kendilerini daha anlamlı sosyal bağlamlar içinde hissetmelerini sağladığını ortaya koyar (Schäfer, 2016). Bu yönüyle müzik, sadece bireysel bir duygu değil; aynı zamanda kolektif bir deneyimdir.
Belki de bu yüzden, hayatın farklı anlarında farklı şarkılar seçeriz. Yeni bir başlangıç yaparken tempolu ve enerjik parçalar, kayıp yaşarken yavaş ve duygusal melodiler… Çünkü müzik, kelimelerin ulaşamadığı yerlere ulaşır; bazen duyguların dilini konuşur, bazen de zihnin suskunluğunu dile getirir.
Kaynakça
Balkwill, L. L., & Thompson, W. F. (1999). A cross-cultural investigation of the perception of emotion in music: Psychophysical and cultural cues. Music Perception, 17(1), 43-64.
Blood, A. J., & Zatorre, R. J. (2001). Intensely pleasurable responses to music correlate with activity in brain regions implicated in reward and emotion. Proceedings of the National Academy of Sciences, 98(20), 11818-11823.
Bradt, J., & Dileo, C. (2014). Music interventions for mechanically ventilated patients. Cochrane Database of Systematic Reviews, (12).
Salimpoor, V. N., Benovoy, M., Larcher, K., Dagher, A., & Zatorre, R. J. (2011). Anatomically distinct dopamine release during anticipation and experience of peak emotion to music. Nature Neuroscience, 14(2), 257–262.
Taruffi, L., & Koelsch, S. (2014). The paradox of music-evoked sadness: An online survey. PLOS ONE, 9(10). https://doi.org/10.1371/journal.pone.0110490
Schäfer, T. (2016). The goals and effects of music listening and their relationship to the strength of music preference. PLOS ONE, 11(3). https://doi.org/10.1371/journal.pone.0151634
